İşçi Hangi Hallerde Kıdem Tazminatına Hak Kazanır?
Kıdem tazminatı, yasada belirtilen asgari bir çalışma süresini dolduran işçinin iş akdinin yine yasada sayılan nedenlerden biriyle son bulması halinde, işçiye (veya mirasçılarına) kıdemi ve ücreti dikkate alınarak işverence ödenmesi gereken bir miktar paradır. Kıdem tazminatı iş akdinin sona erdiği her durumda değil, yasada öngörülen hallerde belirli bir kıdeme sahip olan işçilere, kıdemleri oranında ve son ücretleri göz önünde tutularak ödenir. Kıdem tazminatına hak kazanmanın koşulları şöyledir;
a) En az bir yıllık kıdem süresi
b) İş akdinin 1475 sayılı İş Kanununun 14. Maddesindeki sayılı hallerden biri ile sona ermesi
b.1. İşveren tarafından İK m.25/II dışında fesih
İş Kanununun 14. maddesinin 1. fıkrasına göre, bu kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin işveren tarafından bu kanunun 25/II. Maddesinde gösterilen sebepler dışında feshedilmesi halinde kıdem tazminatı hakkı doğar. İşveren tarafından yapılan fesihlerde, bir yıldan fazla kıdemi olan işçiyi kıdem tazminatı hakkından yoksun bırakan tek durum, feshin işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeniyle İK 25/II uyarınca haklı nedenle yapılmasıdır.
Bu nedenle, iş akdi işveren tarafından İK 25/I'e dayanarak “sağlık nedeniyle” veya İK 25/III uyarınca “zorlayıcı nedenlerle” ya da İK 25/IV'e göre “işçinin tutuklanması” gerekçesiyle haklı olarak feshedilse de bir yıldan fazla çalışmış olan işçi kıdem tazminatına hak kazanır. Bunun gibi, iş akdinin işverence İş Kanununun 17. ve 18. maddesine göre süreli fesih yoluyla sona erdirilmesi halinde de işçi lehine kıdem tazminatı hakkı doğar.
b.2. İşçi tarafından İK m. 24 uyarınca fesih
İşçi iş akdini İş Kanununun 24. maddesi uyarınca haklı nedenle feshederse kıdem tazminatına hak kazanır. Başka bir deyişle, iş akdi işçi tarafından feshedildiğinde kıdem tazminatı hakkının doğabilmesi için bu feshin sağlık nedenlerine (İK 24/I), işverenin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışlarına (İK 24/II) veya zorlayıcı nedenlere (İK 24/III) dayanılarak gerçekleştirilmiş olması gerekir. Örneğin, ücretinin fazla çalışma alacağının, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmalarının karşılığının ödenmemesi nedeniyle İK 24/II-e'ye dayanarak iş akdini fesheden işçi kıdem tazminatına hak kazanır.
Buna karşılık, iş akdinin işçi tarafından İK 17'ye göre süreli fesih yoluyla, uygulamada yerleşmiş deyimiyle “istifa etmek suretiyle” sona erdirilmesi halinde kıdem tazminatı hakkı doğmaz. İşçinin süreli fesihle sözleşmeyi sona erdirmesi halinde kıdem tazminatı hakkından yoksun kalmasının istisnasını, aşağıda görüleceği gibi yine İK 14'de yer alan işçinin muvazzaf askerlik hizmetine gitmesi, yaşlılık aylığından yararlanması veya kadın işçinin evlenmesi nedeniyle iş akdini feshetmesi oluşturur.
b.3. Muvazzaf Askerlik Nedeniyle Fesih
İşçi “muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyla” iş akdini feshederse kıdem tazminatına hak kazandıran bir diğer koşul gerçekleşmiş olur. Kuşkusuz işçinin muvazzaf askerliği nedeniyle iş akdi işveren tarafından da feshedilse, bu fesih İK 25/II dışında kalan bir fesih olduğundan işçi kıdem tazminatına hak kazanır.
b.4. Yaşlılık Aylığı (Emeklilik) veya Toptan Ödeme Almak Amacıyla Fesih
İş Kanununun 14. maddesinin 1. fıkrasının 4. bendine göre iş akdinin işçi tarafından “Bağlı bulundukları kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla feshedilmesi de kıdem tazminatı hakkının doğumuna yol açar.” Aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da “İşçinin birinci bendin 4 üncü fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır”.
Yüksek mahkemeye göre; işçinin, iş sözleşmesini yaşlılık aylığı almak amacıyla feshinde, kıdem tazminatı hakkının doğması için fesih tarihinde yaşlılık aylığına hak kazanma şartlarının gerçekleşmiş olması yeterlidir. Kanunda öngörülen belgeleme şartına uyulmamış olması kıdem tazminatı hakkının doğumunu engellemez. Belgeleme şartına uyulmaması hali sadece kıdem tazminatının gecikme faizinin fesih tarihinden değil, dava tarihinden başlatılması sonucunu meydana getirir. Başka bir anlatımla bu yön işverenin kıdem tazminatı borcu bakımından hangi tarihte temerrüde düştüğünün tespitinde belirleyici olur.
Öte yandan, İş Kanununun 14. maddesinin 1. fıkrasının 5. bendine göre 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle işçilere kıdem tazminatı ödenir. Anılan geçici 81. maddenin C bendinde belirtilen yaş koşullarını taşımaması nedeniyle (henüz) yaşlılık aylığına hak kazanmamış olan, ancak 15 yıllık sigortalılık süresini doldurmuş ve 3600 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş bulunanlar, sözleşmeyi bu hükme dayanarak sona erdirdiklerini fesih beyanında belirtmeleri koşuluyla kıdem tazminatına hak kazanırlar.
b.5. Kadın İşçinin Evlenme Nedeniyle Sözleşmeyi Feshi
İş Kanununun 14. maddesinin 1. fıkrasında kadın işçinin iş akdini “evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde kendi arzusu ile sona erdirmesi” halinde kıdem tazminatı hakkının doğacağı öngörülmüştür. Bu nedenle, işyerinde bir yıllık kıdemi olan kadın işçi iş ilişkisi devam ederken evlenir ve evlenme tarihini izleyen bir yıl içinde herhangi bir tarihte iş akdini feshederse kıdem tazminatına hak kazanır.
b.6. İşçinin Ölümü
İş Kanununun 14. maddesinin 1. ve 14. fıkralarına göre, sözleşmenin işyerinde bir yıldan fazla kıdemi olan “işçinin ölümü sebebiyle son bulması halinde kıdem tazminatı işçinin “kanuni mirasçılarına ödenir”. İş Kanununun anılan hükmünde işçinin sadece ölümünden söz edilip, ölüm nedenleri üzerinde durulmadığından işçinin eceliyle ölmesi gibi ölümün üçüncü kişilerin veya işçinin kendi kusurlu davranışı ya da intiharı sonucunda ortaya çıkması da önem taşımaz.