Güven Hukuk

Apartman ve Site Yaşamında Evcil Hayvan Yasağı

Apartman ve Site Yaşamında Evcil Hayvan Yasağı

Kat mülkiyetine tabi taşınmazlarda her kat maliki, bağımsız bölüm üzerinde mülkiyet hakkına sahiptir. Mülkiyet hakkı Anayasal güvence altındadır ve malik, bağımsız bölümünü dilediği gibi kullanma yetkisine sahiptir. Ancak bu hak mutlak değildir; diğer kat maliklerinin hakları ve ortak yaşam düzeni ile sınırlıdır.

Kat Mülkiyeti Kanunu m.18 uyarınca kat malikleri, bağımsız bölümlerini kullanırken doğruluk kurallarına uymak ve diğer maliklere rahatsızlık vermemekle yükümlüdür. Aynı Kanun’un 19. maddesi de ana taşınmazın bakım ve korunmasına zarar verecek davranışları yasaklamaktadır.

Bu çerçevede evcil hayvan beslenmesi, tek başına yasaklanmış bir fiil değildir. Asıl mesele, hayvan beslenmesinin diğer maliklerin haklarını ihlal edip etmediğidir.

Yönetim Planında Evcil Hayvan Yasağı Hükmünün Hukuki Niteliği

Kat Mülkiyeti Kanunu m.28 uyarınca yönetim planı, tüm kat maliklerini bağlayan ve tapuya şerh verilmek suretiyle taşınmaza bağlı sözleşme niteliği kazanan kurucu belgedir. Kat mülkiyetine sonradan katılan malik de yönetim planı hükümleriyle bağlıdır. Bu yönüyle yönetim planı, apartman içi yaşam düzenini belirleyen ve bağlayıcılığı bulunan özel hukuk sözleşmesidir.

Bu nedenle yönetim planında açık şekilde “bağımsız bölümlerde evcil hayvan beslenemez” yönünde bir hüküm bulunması halinde, kural olarak kat maliklerinin bu düzenlemeye uyması gerekir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında da yönetim planı hükümlerinin bağlayıcı olduğu ve kat maliklerinin bu hükümlere aykırı davranamayacağı kabul edilmektedir.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, yönetim planının kanuna ve üst hukuk normlarına aykırı düzenleme içeremeyeceğidir. Yönetim planı bir sözleşme olmakla birlikte, mülkiyet hakkının özünü ortadan kaldıracak veya ölçüsüz şekilde sınırlayacak düzenlemeler getiremez. Bu noktada mülkiyet hakkının Anayasal güvence altında olduğu ve sınırlamanın ölçülülük ilkesine uygun olması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.

Uygulamada iki farklı yaklaşım ortaya çıkmaktadır. Birinci yaklaşım, yönetim planında açık yasak bulunduğu takdirde ayrıca somut rahatsızlık aranmasına gerek olmadığı yönündedir. İkinci yaklaşım ise, yasak bulunsa dahi hayvanın fiilen diğer kat maliklerine katlanma sınırını aşan bir rahatsızlık verdiğinin ispatlanması gerektiğini savunmaktadır.

Yargı kararlarında özellikle son dönem uygulamasında, yalnızca soyut yasak hükmüne dayanılarak değil, somut olayın özellikleri değerlendirilerek karar verildiği görülmektedir. Hayvanın saldırgan davranış sergilemesi, sürekli ve aşırı gürültü oluşturması, ortak alanları kirletmesi veya hijyen kurallarını ihlal etmesi gibi durumlarda müdahale mümkün görülmekte; buna karşılık yalnızca hayvanın varlığı tahliye için yeterli kabul edilmemektedir.

Dolayısıyla yönetim planındaki yasak hükmü hukuken bağlayıcı olmakla birlikte, uygulamada mutlak ve otomatik tahliye sebebi olarak değerlendirilmemekte; mülkiyet hakkı ile apartman düzeni arasında denge kurulması gerekmektedir.

Rahatsızlık Ölçütü ve Hukuki Sınır

Evcil hayvan beslenmesinin hukuka aykırı sayılabilmesi için somut rahatsızlık doğurması gerekir. Sürekli ve aşırı gürültü, ortak alanların kirletilmesi, hijyen kurallarının ihlali veya saldırganlık gibi durumlar söz konusu ise diğer kat maliklerinin müdahale hakkı doğabilir. Bu noktada değerlendirme ölçütü sübjektif rahatsızlık değil, objektif ve katlanma sınırını aşan bir durumun varlığıdır.

Türk hukukunda komşuluk hukukunun temel ilkeleri gereği, olağan yaşam faaliyetlerinden kaynaklanan makul düzeydeki etkiler katlanma yükümlülüğü kapsamındadır. Hayvanın varlığı tek başına tahliye sebebi değildir; rahatsızlığın ispatı gerekir.

Yargıtay’ın Yaklaşımı

Evcil hayvan yasağına ilişkin uyuşmazlıklarda Yargıtay’ın yaklaşımı, yönetim planı hükmünün bağlayıcılığını esas almakla birlikte somut olay değerlendirmesini dışlamamaktadır.

Örneğin, Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 26.02.2018 tarihli, 2017/1186 E., 2018/204 K. sayılı kararında; site yönetim planında evcil hayvan beslenemeyeceğine dair açık hüküm bulunduğu, davalının buna aykırı davranarak köpek beslediği ve yönetim planının bağlayıcı olduğu gerekçesiyle yerel mahkeme kararı onanmıştır. Yargıtay bu kararında, yönetim planındaki yasağın kat maliklerini bağladığını açıkça vurgulamıştır.

Bununla birlikte Yargıtay kararları incelendiğinde, her olayın kendi koşulları çerçevesinde değerlendirildiği görülmektedir. Özellikle komşuluk hukuku ilkeleri çerçevesinde, hayvanın fiilen katlanma sınırını aşan bir rahatsızlık verip vermediği, ortak alanları kirletip kirletmediği veya sağlık ve güvenlik riski oluşturup oluşturmadığı hususları dikkate alınmaktadır.

Dolayısıyla Yargıtay uygulamasında mutlak bir “her durumda tahliye” anlayışı bulunmamaktadır. Yönetim planı hükmü güçlü bir dayanak olmakla birlikte, uyuşmazlık çoğu zaman somut olgularla birlikte değerlendirilir.

Sonuç Olarak;

Apartmanda evcil hayvan beslenmesi genel itibarıyla kanunen yasak değildir. Yönetim planında yer alan mutlak bir yasak hükmü kural olarak bağlayıcıdır ancak sadece yönetim planı hükmüne dayanarak tahliye kararı verilmesi hukuken tartışmalıdır. Yönetim planı hükmünün uygulanabilmesi için özellikle mülkiyet hakkının özüne, ölçülülük ilkesine ve komşuluk hukukuna uygunluk 

Somut olayda evcil hayvanın fiilen diğer kat maliklerine objektif ve katlanma sınırını aşan bir rahatsızlık yaratması, bu unsurların varlığı somutlaştırılmadan yalnızca yönetim planı hükmüne dayanılarak tahliye talep etmek, hukuk sistemimizin dengeli yapısına uygun düşmeyebilir. 

Kanaatimizce apartman ve site yaşamında evcil hayvanlarla ilgili uyuşmazlıklarda en sağlam yaklaşım, somut deliller üzerinden değerlendirme yapmaktır. Yönetim planı hükümleri yalnızca bir başlangıç noktasıdır; esas belirleyici olan, evcil hayvanın fiili etkisinin diğer maliklerinin haklarını ne ölçüde engellediği ile objektif ve katlanma sınırını aşan bir rahatsızlık verip vermediğidir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her somut olay; rahatsızlığın niteliği, yönetim planı hükümleri ve delil durumu dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmelidir. Hak kaybı yaşanmaması adına profesyonel hukuki destek alınması önem arz etmektedir. 

Av. Nihal Sarpyalçın