Güven Hukuk

Apartman ve Sitelerde Güvenlik Kamerası Kullanımı: Hukuki Sınırlar ve Sorumluluk

Apartman ve Sitelerde Güvenlik Kamerası Kullanımı: Hukuki Sınırlar ve Sorumluluk

Apartman ve site yaşamında güvenlik amacıyla kamera sistemlerinin kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Ancak bu uygulamalar çoğu zaman “güvenlik ihtiyacı” ile “özel hayatın gizliliği” arasındaki hassas denge gözetilmeden hayata geçirilmektedir. Kamera takılması, kayıtların saklanması ve paylaşılması yalnızca teknik bir mesele değil; doğrudan hukuki sonuç doğuran işlemlerdir.
Bu nedenle apartmanlarda kamera kullanımı; kat maliklerinin iradesi, Kat Mülkiyeti Kanunu ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin düzenlemeler birlikte değerlendirilerek ele alınmalıdır.
KMK ve KVKK Çerçevesinde Hukuki Dayanak
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 4. maddesine göre koridorlar, bina girişleri, merdivenler, otoparklar, bahçeler ve benzeri alanlar ortak yer niteliğindedir. Ortak yerlere ilişkin kararlar kat malikleri kurulunca alınır ve bu alanlara yapılacak müdahaleler ortak mülkiyet ilişkisi kapsamında değerlendirilir.
KMK m.19 uyarınca kat malikleri, ana taşınmazın ortak yerlerinde diğer maliklerin haklarını ihlal edecek nitelikte değişiklik yapamaz. Kamera sistemi kurulması, ortak alana teknik müdahale anlamına geldiğinden kat maliklerinin iradesine dayanmalıdır. Uygulamada, ortak alanın kullanımını etkileyen ve kalıcı sonuç doğuran bu tür sistemler için kat maliklerinin nitelikli çoğunluğu (beşte dört çoğunluk) aranması gerektiği kabul edilmektedir.
Öte yandan kamera kayıtları, kişilerin görüntüsünü içermesi sebebiyle 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında “kişisel veri” niteliğindedir. Kamera yerleştirilmesi, kayıt alınması, saklanması ve paylaşılması süreçlerinin tamamı veri işleme faaliyetidir ve hukuki bir sebebe dayanmak zorundadır.
Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; apartman ve sitelerde kamera kullanımı serbest bir uygulama değil, hukuki şartlara bağlı bir güvenlik tedbiridir.
Kameralar Nerelere Takılabilmektedir?
Güvenlik amacıyla kamera yerleştirilmesi; bina girişleri, otoparklar, merdiven ve koridorlar, asansör girişleri, site kapıları, ortak bahçe ve sosyal alanlarda mümkündür.
Buna karşılık;
• daire kapılarının içini gören,
• balkon ve pencere içlerini kaydeden,
• komşu kapısını doğrudan izleyen,
• bağımsız bölüm içindeki yaşam alanını gözetleyen kamera yerleşimleri özel hayatın ihlali riskini doğurur ve hukuka aykırı kabul edilebilir.
Kamera Takılması Kararını Kim Vermektedir?
Apartman veya site genelinde kamera sistemi kurulması, ortak alanlara müdahale niteliği taşıdığından kat malikleri kurulunun kararını gerektirir.
Basit ve geçici güvenlik tedbirlerinde oy çokluğu yeterli kabul edilebilse de; teknik tesis kurulmasını gerektiren, sürekli kayıt alınmasına yol açan ve ortak alan kullanımını etkileyen sistemlerde Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında nitelikli çoğunluk (4/5) aranması gerektiği yönünde uygulama ve öğretide ağırlıklı görüş bulunmaktadır.
Bireysel Kamera ile Ortak Sistem Arasında Fark Var mıdır?
Bir kat malikinin kendi dairesini korumak amacıyla kamera kullanması mümkündür. Ancak bu hak sınırsız değildir. Kamera yalnızca bağımsız bölümün güvenliğine yönelik olmalı; ortak alanları, komşu kapılarını veya bina içindeki yaşam hareketlerini sürekli izleyen bir sisteme dönüşmemelidir.
Ortak alanlara kamera yerleştirilmesi ise bireysel bir karar konusu değil; kat malikleri kurulunun yetkisindedir ve yönetimin sorumluluğunda gerçekleştirilir.
Kamera Kayıtları Paylaşılabilmekte midir?
Kamera kaydı alınması tek başına hukuka aykırılık oluşturmaz; ancak kayıtların kullanımı ayrı bir sorumluluk doğurur.
Türk Ceza Kanunu’nun özel hayatın gizliliğine ilişkin hükümleri uyarınca;
• Görüntülerin üçüncü kişilerle paylaşılması,
• Sosyal medyada yayımlanması,
• Amacı dışında kullanılması suç teşkil edebilir.
Apartman içinde bir suç işlenmiş olması hâlinde dahi görüntülerin gelişigüzel paylaşılması hukuka uygun değildir. Kayıtlar yalnızca yetkili makamlarla (kolluk, savcılık, mahkeme) paylaşılabilir. Aksi hâlde kişisel verilerin hukuka aykırı yayılması ve özel hayatın ihlali söz konusu olabilir.
Hangi Durumlar Hukuka Aykırı Kabul Edilmektedir?
• Kat malikleri kararı olmadan ortak alanlara kamera yerleştirilmesi
• Özel yaşam alanlarını görecek açıyla kayıt alınması
• Kayıtların izinsiz paylaşılması
• Güvenlik amacı dışında izleme ve takip yapılması
• Komşuların yaşamını baskılayacak ölçüde sürekli gözetim
Bu tür uygulamalar hem tazminat sorumluluğu hem de ceza sorumluluğu doğurabilir.
Yargıtay’ın Yaklaşımı
Apartman ve site içlerine yerleştirilen güvenlik kameralarının özel hayatın gizliliğini ihlal edecek şekilde kullanılması, ceza sorumluluğu doğurabilmektedir. Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin bir kararında, apartman içerisinde bir dairenin giriş kapısını doğrudan görecek şekilde kamera yerleştirilmesi ve eve giren kişilerin kayıt altına alınması “özel hayatın gizliliğini ihlal” suçu kapsamında değerlendirilmiş; yerel mahkemece verilen mahkûmiyet kararı onanmıştır.
Bu kararda Yargıtay, ortak güvenlik amacıyla kurulan sistemlerin dahi kişilerin özel yaşam alanını hedef alacak biçimde kullanılmasının hukuka aykırı olduğunu açıkça vurgulamaktadır. Özellikle daire girişlerinin, balkonların veya kişisel yaşam alanlarının doğrudan izlenmesine imkân veren kamera konumlandırmalarının, güvenlik amacı sınırını aştığı ve hukuki sorumluluk doğurduğu kabul edilmiştir.
Rahatsız Olan Apartman Sakini Nasıl Bir Yol İzlemelidir?
Hukuka aykırı kamera kullanımına maruz kalan bina sakini;
• öncelikle apartman yönetimine yazılı başvuruda bulunmalı,
• konuyu kat malikleri kurulunun gündemine taşımalı,
• müdahalenin kaldırılmasını talep etmeli,
• sonuç alınamazsa dava yoluna başvurmalıdır.
Gerekli hâllerde kişisel verilerin korunmasına ilişkin başvuru yolları ve ceza hukuku mekanizmaları da işletilebilir.
Sonuç Olarak;
Güvenlik kameraları apartman yaşamında gerekli ve faydalı bir tedbir olmakla birlikte, hukuki sınırlar gözetilmeden uygulandığında ciddi hak ihlallerine yol açabilir. Güvenlik ihtiyacı, özel hayatın izlenmesi veya kişisel verilerin kontrolsüz biçimde işlenmesi sonucunu doğuramaz.
Kanaatimizce apartman ve site yönetimleri, kamera sistemlerini bir “güvenlik aracı” olarak konumlandırmalı; denetim veya gözetim aracına dönüşmesine izin vermemelidir. Kat maliklerinin iradesi, Kat Mülkiyeti Kanunu hükümleri ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin yükümlülükler birlikte değerlendirilmeden kurulan her sistem, ileride hukuki uyuşmazlık ve sorumluluk doğurma potansiyeli taşır. Bu nedenle kamera kurulumu veya kullanımına ilişkin her adımda hukuki çerçevenin gözetilmesi ve gerektiğinde profesyonel hukuki destek alınması, hem yönetimlerin sorumluluk riskini azaltacak hem de apartman yaşamında hak ve dengeyi koruyacaktır.
Unutulmamalıdır ki güvenlik amacıyla kurulan her sistem, hukuk sınırları içinde kaldığı sürece meşrudur; aksi halde bizzat hak ihlaline dönüşebilir.
Bu yazı, apartman ve site yaşamında kamera kullanımına ilişkin hukuki çerçeveyi genel hatlarıyla ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayların her biri farklı hukuki değerlendirme gerektireceğinden benzer bir durumla karşılaşılması halinde sürecin uzman bir hukukçu eşliğinde yürütülmesi, hak kayıplarının önlenmesi ve doğru adımların atılması açısından büyük önem taşımaktadır.
Av. Nihal Sarpyalçın